Abdülmecid Efendi Köşkü, Üsküdar Bağlarbaşı’ndan Beylerbeyi’ne inen yol üzerinde yer alıyor. Süsleme ve bezemeleriyle görenlerin hemen ilgisini çeken bu köşk, Osmanlı Ahşap Sivil Mimarisinin en önemli ve en üst düzeydeki örneklerinden biri olarak görülüyor.
Ahşabın İhtişamı

Ahşap oldukça özel ve inşası da bir o kadar zor bir malzemedir. Ahşap, yüzyıllar boyunca en küçük evlerden ihtişamlı yalılara kadar birçok yapıda kullanılmıştır. Abdülmecid Efendi Köşkü de bu haliyle değerlidir ve üstüne bir de görülmeye değer kalemişlerle daha da ihtişamlı hale gelmiştir. Yine köşkün bir önemli özelliği de Osmanlı mimarlığında pek sık rastlanılmayan cephe yüzeyini geometrik olarak bölümleyen dikdörtgenlerden oluşan ve pencere ölçülerini esas alan modüler bir çerçeveleme tekniğidir.
Köşkün Tarihi
Köşkün ismi Abdülmecid Efendi olsa da aslında burasını yaptıranın Mısır Hidivi İsmail Paşa olduğu düşünülüyor. Yapım tarihi olarak bir kesinlik yok ama yaklaşık olarak 1880 ila 1895 yılları arasında mimar Vallury tarafından inşa ediliyor.

Köşkün Mimari Özellikleri
Üç katlı ahşap köşkün her bir katı 600 m² büyüklüktedir. Giriş katta bir eyvan bulunur ve bu kısım oldukça ihtişamlı bir şekilde ele alınmıştır. Girişten sonra bir sofa bulunur ve burasının zemini çini kaplıdır. Yine eskiden burada bulunan havuzun söküldüğü ve başka bir yere nakledildiği düşünülüyor. Abdülmecid Efendi Köşkü’nde ilk kat merdiven hol kısmında yer alan fresk tablo da Avni Lifij tarafından yapılmış ve Fransız Sembolist Ekolü’nü yansıtan önemli bir eserdir.


