Tramvaylar günümüzde birçok noktada sadece nostaljik şekilde hayatlarını devam ettirse de bir dönemin İstanbul’unun demirbaş ulaşım araçları olmuşlardır. Şimdilerde onları hatırlayanlar oldukça azdır. Ama eskiden örneğin 1956 yılına kadar Şehremini’ den Eminönü’ ne gitmenin tek yöntemiydiler. Yavaş yavaş hayatımıza otobüsler ve sonra da troleybüsler girdi. Peki tramvaylar neden kaldırıldı? Bunu İstanbul’un 1950’li yıllarda geçirdiği şehir planlamasına bağlamak mümkün. O dönem İstanbul’u modern hale getirmek için evler ve hatta binalar yıkılırken, yeni yollar da açıldı. Bu durum trafiği yavaşlattı ama suç tramvaylara atıldı. Tramvaylar sürekli yolda kaldıkları ve tamirlerinin zor oluşu nedeniyle hayatımızdan çıkartılmaya başlandı. 1956 yılında Aksaray tramvayı kaldırıldığında Topkapı ve Fatih’in şehirle bağlantısı kesilmiş oldu. 1900’lerin başından beri hizmet veren vagon ve raylar Üsküdar-Kadıköy arasında hizmet vermek için Anadolu Yakası’na taşındı. 10 yıl kadar burada hizmet verdiler ve 1966 yılında Kuşdili’nde bulunan Toplu Taşıma Müzesi’ne kaldırıldılar.
Çürümeye Yüz Tutan Tramvaylar
Madem tramvaylar hayatımızdan çıkıyor, o halde yapılacak en iyi şey bir döneme damgasını vuran bu ulaşım araçlarını bir müzeye kaldırmak ve gelecek kuşaklara ulaştırabilmekti. Üstelik bu müze de sadece tramvaylar değil bazı otobüs modelleri ve bu işletmelerden kalan malzemelerde sergileniyordu. Halktan da iyi bir ilgi görmüştü ama maalesef dönemin yetkilileri aynı ilgiyi gösteremedi. Hiçbir koruma olmaksızın kaderlerine terk edildiler. Açık alanda kalanlar çürümeye başladı ve hatta depoda duranlar dahi bu kaderden paylarını aldılar. Sonunda müze kapandı.
Tramvaylar Yeniden Anadolu Yakası’na Gidiyor

Müze kapandıktan sonra tramvaylar yeniden Anadolu Yakası’na, Avcılar İETT kampında kamping odası olmaya gitti. Bu kampta çocukların oyun alanına dönüştüler. Çocukların üstlerinde tepindiği, camlarından girip çıktığı oyuncaklar haline geldiler. Bir dönem satılmak da istendiler ama bu denli hurdaları satabilmek de bir problem ve harcama gerektirdiği için bu gerçekleşmedi. Tramvaylar günden güne parça parça sökülmeye ve hurdacılara kilo ile satılmaya başlandı. Kolay değil; 176 vagonun hemen hepsi kayboluyordu. O vagonlardan günümüze birkaç tanesi ulaşabildi. 2 tanesi Rahmi Koç tarafından sergilenmek üzere satın alınmış. Birkaç tanesi de revize edilerek Kadıköy-Moda arasında çalışmaya başlamış (20 numaralı vagon.) İstiklal Caddesi’nin emektarı 143 numaralı tramvay 1912 yılına ait en eski tramvay olarak yaşamına devam ediyor. RMK Sanayi Müzesi’nde 1′ er adet elektrikli ve atlı tramvay bulunuyor. Tuzla’da da 131 numaralı motris duruyor. Otobüs Garajı kapısında duran 85 numaralı yazlık atlı tramvayı da unutmamak gerekir.
Tramvaylar bir dönemin tarihine ışık tutan, geçmişin nostaljik ulaşım araçlarıdır. Döneminde kentimizi Avrupa şehirlerinden farksız kılmıştır. Bu tramvayların korunup günümüze ulaştırılamaması oldukça üzücüdür. Bir kentin değişimini yalnızca geçirdiği yapı dönüşümlerinden değil, bu dönüşümlerin diğer tarafları nasıl etkilediğine bakarak da anlayabiliriz.
Kaynak: Esat Tanören