Ağaçlar neden önemli dersiniz? Elbette ağaçlar bu yaşamın kaynağı ama ağaçların bir diğer önemli tarafı da tarihin tanıkları olmasıdır. Dünya üzerindeki canlı türleri arasında en uzun süre yaşayan ağaçlar doğal olarak bir mahalledeki, bir ilçedeki ve bir şehirdeki değişimin tanıklarıdır. Durum böyle olunca, yaşadığımız yerin önemli ağaçları nelerdir bir bakmak istedim.
Simge olmuş özel ağaçlarımızdan önce, Anadolu Yakası’nın ormanlarını, korularını, ağaçlıklarını tanıyalım: Beykoz Ormanları, Kanlıca Mihrabat Korusu, Çengelköy Korusu, Kandilli’de Cemile Sultan ve Adile Sultan Koruları, Beylerbeyi Korusu, Fethi Paşa Korusu, Altunizade Validebağ Korusu, Karacaahmet Mezarlığı Ağaçlığı, Büyük ve Küçük Çamlıca Koruları, Dragos Korusu, Kayışdağı Ormanı, Başıbüyük Ormanı, Yakacık Aydos Ormanı, Pendik Göz-dağı Tepesi ve Tuzla İçmeler Korusu. Daha kuzeyde ise Alemdağ ve Taşdelen Ormanları yer alıyor. Daha küçük ağaçlıklarımız ise Koşuyolu Parkı, Kadıköy Parkı, Moda Parkı, Yoğurtçu Park, Fenerbahçe Parkı, Özgürlük Parkı, Göztepe Parkı, Kozyatağı Parkı, Bostancı Kriton Curi Parkı, Küçükyalı Parkı, İdealtepe 50. Yıl Korusu diye devam ediyor… Bunlar da şehrin içerisine sıkışmış durumda. Tüm bu orman ve ağaçlıklarımız bir anlamda İstanbul’un akciğerleri sayılıyor. Korumak boynumuzun borcu olmalı. Ancak görebileceğimiz üzere Beykoz Ormanları’nın içerisinde şimdiden birçok site inşa edildi bile. Beylerbeyi Korusu yok olmak üzere. Karacaahmet Mezarlığında tarihi servi ağaçlarının sayısı giderek azalıyor. Diğer ormanların içerisinde de binalar, kampüsler ve inşaatlar devam ediyor. Alemdağ ve Taşdelen Ormanı da içler acısı durumda. Kuzey Ormanları’ndaki yıkımı zaten duymayan kalmadı. Böyle uzaktan bakınca kendimize “dur” demenin zamanının geldiğini düşünüyorum. Öyle bir zaman gelecek ki, bu yok olan ağaçlarımızı çok arayacağız. Aramalıyız da…
![]()
Simge Ağaçlar
Ormanlar ve ağaçlıklar dışında Anadolu Yakası’nda bir de yüzyıllara meydan okuyan simge ağaçlar var. Bu ağaçlar bulundukları yerlere kimlik kazandırmalarıyla ünlü. Mesela Beykoz’daki, Yakacık’taki çınarlar, Validebağ’daki sakız ağaçları, Fenerbahçe Parkı’ndaki tarihi ağaçlar… Bunlardan başka tek başına ünlenenleri de bulunuyor. Belki de Moda Burnu’nda bulunan çitlembik ağaçlarının önünden geçmişsinizdir. Caddebostan’a giderken yolu ikiye bölen tarihi çınarları görmeyen mi var? Bostancı meydanında bulunan çeşme başındaki iki çınar da bir hayli ünlüdür.
Peki ya yok olanlar? Plansız şehirleşmenin, ortak bir şehir mimarisi anlayışı getirememenin, değerleri koruyamamanın bir sebebi olarak yok olup giden yüzlerce yaşındaki ağaçlarımız… Ünlü “beş kardeşler” ıhlamurları mesela örnek verilebilir. 1970’li yıllarda İbrahimağa’daki inşaatlar nedeniyle kurutulmuşlar. Bu ağaçları Sultan Abdülmecid’in 5 oğlu diktiği için bu isimle anılıyor. Murad, Hamid, Reşad, Vahdeddin, Süleyman’ı simgeliyor. Yine Üsküdar Paşa Limanı’nda ve Fenerbahçe Belvü’de yol ortasında kalmış olan ağaçlar da şehir yaşamına kurban gidiyor.
Yani geçmişe sahip çıkıyoruz diyoruz ama sanırım sadece lafta sahip çıkıyoruz. Geçmişten günümüze gelenleri korumaktan ciddi anlamda çok uzağız. Üstelik bunlar çok değerli olan ağaçlarımız…
Kaynak: Arif Atılgan-Kent Mektupları