Genel

İSTANBUL’UN GİZLİ TÜNELLERİ

istanbulun-gizli-tunelleri

Binlerce yıllık geçmişi olan, onlarca medeniyetin kültürüyle harman olmuş; Roma’ya, Bizans’a, Osmanlı’ya başkentlik yapan bir şehirden bahsediyoruz. İstanbul ile ilgili kulaktan kulağa yayılan efsaneler herhalde anlatmakla bitmez.

İstanbul’un altında uzunlukları kilometrelerce öteye varan yeraltı geçitleri bulunduğu bir gerçek. Şehrin bir noktasından başlayıp diğer ucundaki bir kapıda son bulan belki önünden geçip farketmediğimiz bu dehlizleri gören meraklılar ve hatta bir yerine kadar içlerine girmeyi başaranlar da var. Bazıları için fotoğraflar ve videolar dahi mevcut.  Elbette bu gizli geçitlerin hazine avcılarının uğrak yeri olması da doğal karşılanabilir. İstanbul fethedildiğinde Bizans İmparatoru’nun bu yeraltı tünellerinden kaçtığı ve hazinelerini de oralarda sakladığı anlatılmış durmuş. Kimbilir, bunun gibi daha neler neler var?

Bu hikayelerden ilki 80 yıl önce yazılan “İstanbul’un Yedi Harikası” adındaki bir kitapta geçiyor. Yerebatan Sarayı’nın gizli bir girişinden başlayan ve “köpek öldüren” olarak adlandırılan tünelin kuzeydoğu yönünde ilerleyerek Marmara’nın altına girdiği, Üsküdar’dan güneydoğu yönüne doğru bir açı oluşturduktan sonra düz bir hat şeklinde Kınalıada’ya ulaştığından bahsediliyor. Ne muazzam değil mi? Peki bu tünele dair tek bir kanıt bulunabilmiş mi? Sanırım hayır.

Beşiktaş Mahzar Paşa Sokak’taki dehlizi kullananlar ise Osmanlılar. Anlatılan o ki, yıllar önce kapatılan bu dehlizin üzerinden iki sokağı birbirine bağlayan genişçe bir merdiven geçiyor. Entrikalara kurban gidip öldürülmek istenmeyen veliahtların saklanmak ve kaçmak için kullandıkları, kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı belli olmayan bu tüneller “Paşa Dehlizleri” olarak adlandırılıyor. Bu dehlizlerin yerin altından Dolmabahçe ve Çırağan Sarayları’nı birleştirdiği gibi denize açılan stratejik kapıları olduğu da rivayet ediliyor. Hatta, 12 Eylül zamanlarında nöbet tutan askerlerin yerin altından sesler duyduğu ve işin içerisine Sıkıyönetim Komutanlığı’nın da girdiği söylenir. Sonuç? Hiçbir şey bulunamaz. Ama o dönemler düşünüldüğünde eğer böyle bir tünel ağı varsa kullanılmadığını söylemek de güç doğrusu.

Ayvansaray’daki 2 bin yıllık tarihi olan Anemas Zindanları da Bizans için büyük önem taşıyan bölgelerden biri.  Çevre sakinleri buradaki tünelin Yedikule Zindanları’yla bağlantı kurmak için yapıldığını iddia ediyor ve Haliç’in altına doğru inen başka galeriler olduğunu da söylüyorlar.

Şimdiki Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü olan eski Robert College ile bir zamanların Arnavutköy Kız Koleji arasında ve Bebek arasında 1.Dünya Savaşı’ndan kalma geçitler olduğu söyleniyor. Yine birbirine çok yakın olan Cağaloğlu Anadolu Lisesi’yle, İstanbul Erkek Lisesi arasında 1. Dünya Savaşı’nda yapılmış bir tünel olduğundan bahsediliyor.

Bahsedilen bu tünellerin ne kadarı gerçek ya da ne kadarı günümüze kadar ulaşmış bilinmez ama şöyle de bir durum da var; Askerler, Cumhuriyet’in ilk senelerinde İstanbul’da “hizmete özel” yani piyasaya verilmeyecek ve sadece profesyonel maksatla kullanılacak bir kitap yayınlarlar. Bu kitap, muhtemel bir savaşta İstanbul’un işgale uğraması halinde uygulanacak savunma ve direniş metodlarından bahseder ve savunmada ağırlık yeraltı yollarına verilir. Yine kitapta bazı tünellerin girişlerinin nerede olduğunun, nerelere uzandığının ve yapılış sebeplerinin bilgisi de yer alıyor.

0 Comments
Share

Ayse fügen ARDA

Reply your comment:

Your email address will not be published. Required fields are marked *