Hükümet tarafından ardı arkasına açıklanan konut kampanyalarının bir süredir başarısız olduğunu görüyoruz. Fiyatları düşürmek, ihtiyaç sahiplerinin konuta ulaşmalarını sağlamak adına yapılan bu uygulamalar maalesef tam tersi bir şekilde fiyatları artırdığı gibi, ihtiyaç sahiplerini iyiden iyiye konut alımından da uzaklaştırıyor. Kısa süreli bir şekilde işe yarar gibi gözükse de orta vadede kalıcı bir çözüm olmadığına tanık oluyoruz. Peki neden bu kampanyalar yapılıyor? Bunun yerine başka kalıcı çözümler aramak mı gerekiyor?
Bu konuyu değerlendirelim.
Yüksek Enflasyonun Konut Piyasasına Etkisi

Konut piyasası üzerindeki en belirgin etkenlerden biri, ülkedeki yüksek enflasyonun etkisidir. Enflasyon, sürekli artan mal ve hizmet fiyatlarına yol açarak, konut maliyetlerini de yükseltir. Özellikle temel yaşam maliyetlerini artıran yüksek enflasyon, insanların satın alma gücünü ciddi şekilde azaltır. Bu açıdan baktığımızda, yüksek enflasyon, konut alıcılarının eldeki bütçeleriyle daha az konut satın alabilecekleri anlamına gelirken, aynı zamanda kira maliyetlerini de artırır. Yüksek enflasyonist bir ortamda fiyatların düşmesini bekleyemeyiz. Konut stokunun az olduğu bir zamanda da kredilerle fiyatların düşmesini beklemek doğru olmaz.
Birinci El Konutlardaki Yüksek Fiyatlar

Birinci el konut piyasası, son yıllarda özellikle büyük şehirlerdeki yüksek talep ve sınırlı arz nedeniyle adeta patlama yaşadı diyebiliriz. Büyük şehir merkezlerinde ortalama fiyatlar 5 milyon TL’ye dayandı. Bu durum, özellikle genç aileler için büyük bir engel oluşturuyor. Krediler ne kadar uygun fiyatlı da olsa yüksek fiyatlar konutları ulaşılmaz kılıyor. Alım gücü, aylık kredi ödemelerinin altında kaldığı sürece kredi oranının ne kadar düşük olduğunun bir önemi kalmıyor. Hatta bu durum ileride bir borçlar krizinin doğmasına bile neden olabilir.
Kredi Kampanyalarının Etkisizliği
Hükümet, konut alımını teşvik etmek amacıyla düzenli olarak kredi kampanyaları açıklıyor ancak bu kampanyalar yetersiz kalıyor. Yüksek enflasyon ve birinci el konut fiyatları karşısında kredi kampanyaları etkisiz kalmaya devam ediyor. Özellikle düşük gelirli aileler için krediye ulaşmak zordan da öte, imkânsız hale geldi. Bunun nedeni, konut fiyatlarındaki hızlı artışın, kredi kampanyalarının getirdiği avantajları yutması olarak görebiliriz. Konut alamayan, barınmanın temel niteliği bakımından kiralık evlere yöneldiğinde de yüksek fiyatlarla karşılaşıyor. Bu sefer de işte daha öncelerden de bahsetmiş olduğum konutun sosyal bir krize dönüşme riski ile karşı karşıya kalıyoruz. Kısa vadeli çözümlerle zaman kaybediyor, sorunu sürekli yamamaya çalışıyoruz.
Ne Yapılabilir?

Konut krizini çözmek ve fiyatları düşürmek için daha gerçekçi ve kapsamlı çözümlere ihtiyaç vardır. Matematikteki 2+2=4 gibi enflasyonun düşmesini sağlamak zorundayız. Enflasyon düşmeden yeni konutlar gelmeyecek, stoklar artmadan, yani arz-talep dengesi sağlanmadan da fiyatları frenleyemeyeceğiz. Şu an sabit bile kalsa fiyatlar zaten çoğu kişi ulaşılamaz durumda.
Bir diğer yapılması gereken ise hükümetin “sosyal devlet” kimliğini devreye sokarak sadece kiraya verme amacıyla uygun fiyatlı konutlar üreterek, barınma ihtiyacını karşılamak için yeni sistemler kurmasıdır. Bu, kiracılara uygun fiyatlarla yaşam alanı sağlamanın yanı sıra, konut stokunu artırarak piyasadaki arzı artırabilir.
Sonuç olarak, barınma ihtiyacı temel bir insan hakkıdır ve bu ihtiyacı karşılamak için somut adımlar atılmalıdır. Kiralık konutlar gibi alternatif çözümler, konut fiyatlarını düşürmeye yardımcı olabilir ve daha geniş bir kesime konut sahibi olma fırsatı sunabilir. Bu hem konut piyasasını dengeleyebilir hem de vatandaşların yaşam standartlarını yükseltebilir.