Kentsel dönüşümde yeni düzenlemeler gelirken, beraberinde de birçok tartışma getirdi. Özellikle geçen haftadan bu yaza “rezerv alanlar” üzerinde yapılan düzenleme ile mülksüzleştirme tartışması sürüyor.
Öncelikle tartışma konusu olan rezerv yapı alanları tanıma bir bakalım. Kısaca mevcut yapılaşması, dönüşmesi mümkün olmayan yerlerin dönüşüme uygun hale getirilmesi için ilan edilen alanlara rezerv alanlar diyebiliriz. Bunlar gecekondu bölgeleri ya da çöküntü yerleri olabilir. Yine şehir içerisinde imar sorunları nedeniyle dönüşemeyen yerler de bu tanımın içerisine giriyor. İşte tartışmanın başladığı nokta da burası. Bu tanım üzerinden şehir merkezlerinde bir mülksüzleştirme operasyonunun başlayacağı düşünülüyor. Esasında yasada rezerv yapı alanları bina bazlı, parsel bazlı bir dönüşümü ifade etmiyor.
Yasa yapıcı bu yasanın amacını; alan bazlı olarak dönüşümü mümkün kılmak, kentsel dönüşüm sürecini hızlandırmak ve dönüşmesi sorunlu yerler üzerindeki imar sorunlarını ortadan kaldırmaya yönelik atılan adımlar olarak belirtiyor.

Yasaya göre vatandaşların mülkiyet haklarının kısıtlanması, tabiri caizse kişilerin evlerinin elinden alınıp bölgeden uzaklaştırılması gibi durumlar söz konusu değil . Kentsel dönüşümdeki problemlerin bir an önce ortadan kaldırılması ve sürecin hızlandırılması amaçlanıyor. Gelin isterseniz bir de yeni yasanın detaylarına kısaca göz atalım;
Çoğunluk Artık %50+1 ile Karar Alabilecek
Eskiden arsa payının 2/3 çoğunluğu ile alınan kentsel dönüşüm kararları, sıklıkla uygulanamıyordu. Ancak yeni düzenleme ile bu oran %50+1’e düşürüldü. Artık arsa payının, %50.01 çoğunluğuyla kentsel dönüşüm süreci başlayabilecek.
Kamu Destekli Ev: Maddi durumu yetersiz vatandaşlar için can mı mal mı seçeneği;
Maddi imkansızlıkları nedeniyle dönüşüme karşı çıkanlara destek olmak adına yeni bir model devreye girmiş gibi görünüyor. Kamu, dönüşüm için gerekli tutarı karşılayarak eve ortak olacak. Bu sayede emekli veya asgari ücretli haneler, kira ödemeden yenilenen evlerinde ölene kadar kalabilecekler. Mirasçıları için ise borcu devlete geri ödeme ya da oturma seçenekleri mevcut. Mülkünü satmaya kalkan mal sahipleri için ise süreç nasıl işleyecek bu da ayrı konu…
Ev Sahibi ‘Kapımı Açmıyorum’ Diyemeyecek
Riskli yapı tespiti için ev sahiplerinin izni gerekiyordu ve bu durum süreci sıklıkla engelliyordu. Yeni düzenleme ile riskli yapı tespiti engellenirse, mülki idare amiri tarafından kolluk kuvveti kullanılarak kapılar açılacak ve resen tespit yapılacak.
Riskli Binalar Artık Daha Çabuk Boşaltılacak

Düzenleme ile riskli bina tahliye süreleri 90 günü geçmeyecek şekilde belirlendi. Bu süre içinde maliklere tebligat gitmeyecek; bilgilendirme apartman kapısına asılacak, e-Devlet kapısı üzerinden yapılacak ve muhtarlıkta ilan edilecek. Bu durum ise çok büyük kaosa neden olacak gibi görünüyor.
Rezerv Alanlarda Değişiklik
Rezerv alan tanımında “yeni yerleşim alanı olarak” ibaresi çıkarıldı. Bakanlık tarafından yapılan imar ve parselasyon planları il müdürlüklerinde ilan edilecek ve itirazlar hızlı bir şekilde değerlendirilecek.
Dönüşüm Sürecinde Hızlı Adımlar

Yeni düzenleme ile tebligat sorunlarına çözüm getirildi. Ev sahiplerine tek tek tebligat gitmeyecek; risk tespiti Başkanlık veya idare tarafından 10 iş günü içinde tapu müdürlüğüne bildirilecek ve maliklere e-Devlet kapısı üzerinden bildirim yapılacak.
Resen Riskli Yapı Tespiti Hakkı
Yeni düzenleme ile Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve idareler, resen riskli yapı tespiti talep edebilecek. Bu, daha önceki karmaşık süreci düzenleyerek, tespit sürecini hızlandırmayı amaçlamaktadır.
Tabii ki yasanın tamamen vatandaşının lehine kullanılacağını düşünmek istiyorum. Eğer suiistimal edilerek yine rant elde etmek için yasadaki boşlukları kullanıp vatandaşın lehine olmayacak durumların da oluşabilme ihtimali maalesef var.