Yüksek enflasyonun yarattığı aşırı yükselen inşaat maliyetleri ve stokların azalması konut fiyatlarını yukarıya taşıyarak kiralarda da aşırı yükselmeye sebep oluyor. Kısır döngü içerisinde süren bu durum kısa vadede çözülecek gibi de durmuyor. Soruna bir gayrimenkul problemi olarak değil, sosyolojik olarak bakmakta fayda var çünkü kiraların yaşam maliyetleri içerisindeki payı ürkütücü şekilde yükseliyor. Kira fiyatlarındaki artış yeni değil, neredeyse Mart 2021’den bu yana devam ediyor. Kiralardaki artış artık %100’ü bulmuş durumda. Hatta popüler semtlerde kiralık konut bulunamamasının da etkisiyle %100’ün üzerine çıktı diyebiliriz.
Kiralar Artıyor, Alım Gücü Düşüyor

Yapılan son araştırmaya göre ülkemizde ortalama kira 3.100 TL olarak görülürken, İstanbul’da bu rakam 6 bin TL’yi aşıyor. Yine aynı araştırmada Türkiye’de yalnızca 16 ilde 1.000 TL altında kiralık ev bulunabiliyor. 2022 yılının ilk çeyreğinde kiralık daire metrekare birim fiyatı 10 TL’den 14 TL’ye çıkan Konya %40 değer artışıyla ilk sırada yer alırken İstanbul, Nevşehir ve Yalova %33 artışla ikinciliği paylaştı. Bu illeri %31 değer artışıyla Adana takip ediyor. Megakent İstanbul’da kira ortalamasının asgari ücret üzerine olması da manidar olarak görülebilir.
Kiracıların Talepleri Değişti

Birkaç sene önce alım gücü daha iyi durumda olan kiracılar, kiraların henüz artmadığı dönemde kiralık ev bakarken birkaç kriterin sağlanmasını istiyordu. İş yerine, çocukların okuluna yakınlık, depreme dayanıklılık, yeni bina, masrafsız daire gibi kriterler ön planda tutuluyordu. Maalesef şu an zaten kiralık daire bulmak zorken, bir de aşırı yüksek kiralar varken bu kriterlerin çoğu göz ardı ediliyor ve neredeyse tek bakılan şey fiyat oluyor. Hatta son dönemde artık paylaşımlı kira-kiracıların da arttığına tanık oluyoruz. Eskiden üniversite öğrencileri arasında yaygın olan kira paylaşımı sistemi artık çalışanlar arasında da yaygınlaşmaya başlıyor diyebiliriz. Bu sayede bekar çalışanlar bir nebze olsun masraflarını azaltabiliyor.
Sorun Ne Zaman Çözülür?
Avrupa Birliği kriterlerine göre bir kişinin/ailenin yıllık kazancının maksimum olarak %28’inin kiraya gitmesi gerekiyor. Bu limit, kişinin geri kalan masraflarına bütçe ayırmasına ve huzurlu bir şekilde yaşamasına izin veren bir sınır olarak görülebilir. Sosyolojik olarak devletlerin bu konuyu kontrol altında tutması isteniyor ki refah seviyesi topluma yayılabilsin. Ancak ülkemize baktığımızda tablo son yıllarda ciddi şekilde bozulmuş görünüyor. Bundan 5 yıl önce sınırın hemen üzerinde %30-32 seviyelerindeyken, geçtiğimiz sene %40 aştık ve bu yıl asgari ücretteki artışa rağmen %50’nin üzerine çıktık. Düşünün ki aylık gelirinizin yarısında fazlasını kiraya veriyorsunuz. İşte bu noktada ülkede bir ekonomik ve sosyolojik bir problem başlıyor. Üstelik tüm öngörüler 2022 yılında bunun düzelmeyeceği ve hatta kira fiyatlarının %30 civarı daha yükselebileceği yönünde. Hal böyle olunca fiyatların nerede durabileceğini düşünmek de gerekiyor.
En yakın zamanda artan ruhsat sayılarının reel konutlara dönüşmesini ve stokların yükselerek konut fiyatlarındaki yükselişin durmasını beklemek gerekiyor. Yine önümüzdeki sene kentsel dönüşümlerin daha hızlı tamamlanması ile birlikte maliklerin yakınlardaki kiralıkları boşaltmasıyla kiralık ev sayılarının artmasının da olumlu etkileri görülecektir. Tabi bu sırada hükümetin enflasyonu düşürücü politikalar yürütmesi ve inşaat firmalarının teşvik edilmesi de gerekiyor. 2022 yılını biraz zor geçirsek de önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde işlerin bu denli kötü gitmeyebileceğini düşünmek gerekiyor.