Sıra dışı görünümleri ve altlarında yatan ilginç hikayeleri ile dünya üzerinde birçok bina bulunuyor. Bu binaların bazılar belli bir konuda rekor sahibi olurken bazıları da geçmişten gelen hikayeleri ile merak uyandırıyor.
Dünyanın En Küçük Gökdeleni

Amerika Teksas’ta bulunan Newby-McMahon binası yalnızca 12 metrelik uzunluğa sahip. Bina, bu özelliği ile dünyanın en küçük gökdeleni ünvanını almış.
Sam Kee binası

1913 yılında Sam Kee firması tarafından inşa edilen bu yapı, eski tarihlerden günümüze ulaşmış, “tarihi en dar bina” olarak biliniyor.
Le Palais Ideal

Sarayı andıran bu yapı sanki çok önemli bir mimarın elinden çıkmış gibi gözükse de aslında Ferdinand Cheval isimli bir postacı tarafından inşa edilmiş. Ekonomik olarak oldukça zor bir hayat yaşayan Cheval’in bu binayı yapması tam 34 yıl sürmüş. Öldükten sonra buraya gömülmek istemesine rağmen, yasal olarak isteği gerçekleşmemiş.
Nitt Witt Ridge

1928 yılında doğan Art Beal, Cambria’da 30 yıl boyunca çöpçülük yaptıktan sonra bir gün çalışma saatlerinin çok olması nedeniyle itiraz edince işten kovulur. Daha sonra 100 dolara bir arsa alır ve fotoğraftaki binayı inşa eder. Art Beal, binanın yapımı için çimento dışına hiçbir şeye para ödemez çünkü binayı çöpten topladığı malzemelerle yapar. 1992 yılında Art Beal ölür ve 7 yıl sonra binayı bir çift alır, restore eder.
Büyük Britanya’nın en küçük evi

Sadece 1.8 metre genişliğinde ve 3.1 metre yüksekliğinde olan bu ev Galler’de bulunuyor. Boyutları dolayısıyla Büyük Britanya’nın en küçük evi unvanına sahip. 16.yüzyıldan beri kullanılan bu evi günümüzde 1 sterline gezmek mümkün.
Gate Tower binası

Osaka’da 16 dükkan olan bir binanın olduğu yerden otoyol geçmesi planlandığı zaman, herkes binanın yıkılacağını düşünüyordu ama bina sahibi binayı terk etmeyi reddedince işler değişti. Sonunda otoyolun binanın içerisinden geçmesi planlandı. Otoyol, binanın ilk 4 katının yok olmasına yol açsa da ortaya bu çok ilginç binayı çıkardı.
Nakagin Kapsül Kulesi

İkinci Dünya Savaşı sonrası ekonomik anlamda hızla büyüyen Japonya’da, aynı zamanda kültürel anlamda da büyük değişimler gerçekleşmeye başladı. Özellikle mimari alanda metabolizm adı verilen akımla birlikte, yaşayan bir organizmaymış gibi düşünülen binalar inşa edilmeye başlandı. Tokyo’da yer alan bu bina toplam 140 kapsülden oluşuyor. 1972 yılında inşa edilen yapıdaki her kapsül bir daire aslında. Buzdolabından fırına kadar bütün ev içinde gerekli aletler kapsülün bir duvarına monte edilmiş. Öte yanda ise küçük bir pencere ve bir yatak bulunuyor. Kapsüllerin hareket etmesi ya da yeni kapsüller eklenebilmesi maliyetli olduğundan gerçekleştirilememiş ancak teoride mümkün kılınmış.