Bebek ile Rumeli Hisarı arasında kalan bölgede, Aşiyan Parkı’na bitişik olan Yılanlı Yalı’yı bilenler bilir. İstanbul’un en önemli yalıları arasında yer alan Yılanlı Yalı, Bebek Koyu’nda ihtişamı ve yılları meydan okuyan heybeti ile durur. 1700’lü yılların sonunda inşa edilen yalının ilk sahibi Reisülküttab Mustafa Efendi’dir. Onlarca yıl içerisinde defalarca onarılan ve her dönem güzelliği ile öne çıkan bu görkemli yapıya Yılanlı Yalı denilmesinin ilginç bir hikayesi var. Güzel sayılamayacak bu isim öylesine değil, mecburiyetten verilmiş.
Padişah 2.Mahmud Yalı’ya Talip Oluyor

Dönemin padişahı, o dönemin Hariciye Nazırı olan Mustafa Efendi’nin yalısını görür görmez çok beğeniyor. Bu yalıyı almak istediğini, Mustafa Efendi ile ortak dostları olan Said Efendi’ye açıyor. Said Efendi, Mustafa Efendi’nin yalıyı satmak istemeyeceğini düşünerek, biraz da arkadaşını korumak için bir hikaye uydurmaya karar veriyor. Said Efendi, bu görkemli yalının “yılanlı” olduğu dedikodusunu yayıyor. Padişah ise gerçekten yayılan bu dedikodular üzerine yalıdan vazgeçiyor. Elbette yalının adı da Yılanlı Yalı olarak kalıyor.
Yalının Mimarisi

Klasik Osmanlı sivil mimarisinin en önemli örneklerinden biri olan Yılanlı Yalı, eliböğründelerle taş duvar üzerine ahşap olarak inşa ediliyor. Üst kat konsollarını eliböğründeler (taşıyıcı sistemler) tutarken, yine üst kat denize doğru çıkıyor.
Birçok yalıda olduğu gibi Yılanlı Yalı’da da harem ve selamlık var. Yalının haremi biraz küçük ama sofaları oldukça geniştir. Sakal-ı Şerif odası, meşkhanesi, selsebil odası ve arkasındaki hamamı ile Yılanlı Yalı tamamen kendine özgü bir mimari plan içerisinde inşa edilmiştir.
1964 yılında çıkan bir yangın sırasında yalının harem kısmı yanıyor ve daha sonraki zaman içerisinde yerine hiçbir şey yapılmıyor. Bugün görülen kısım ise yalının o dönmedeki Selamlık binasıdır. Yalının baş odası en güneyde ve denize en yakın odadır.
Yalının Günümüzdeki Hikayesi

Yalı 3 kardeşe miras kalıyor ama bu 3 kardeşin yalıyı restore ettirecek parası bulunmuyor. 1989 yılında kardeşlerden biri hissesini Aydın Bolak’a satıyor. Aydın Bey daha sonra yalıyı tamamen yıktırarak yerine içi beton ve dışı ahşap bir yalı yaptırıyor. Bolak, daha sonra bu yeni yalının yanındaki küçük binayı diğer iki kardeşe bırakıyor. Daha sonra maddi sıkıntılar yaşayan Aydın Bolak hissesini satıyor. Bugün, 3 kardeşten 2’si hayata gözlerini yummuş ama diğer 3. Kardeş yalıda yaşamaya devam etmektedir.