İstanbul ve büyük şehirler son 70 yıllık dönemde sürekli aynı klişe nedeniyle göç alıp duruyor: kırsalda yeterli iş olmadığı için büyük şehirlerin taşı toprağı altın denilerek geliniyor. Hayat pahalı da olsa bir şekilde para kazanılıyor ve yaşam sürüp gidiyordu. Ancak son dönemde bu klişe kökten değişmeye başladı. Aslında bu durum pandemiyle başlayan ve yüksek enflasyonla devam eden bir süreç.
Yüksek kira artışlarının etkisi ile rekor düzeye ulaşan enflasyonun büyük şehirler ve kıyı bölgelerde çok daha sert hissedilmesi tersine bir göç durumu yaratıyor. Kısa süre içerisinde ciddi artış gösteren kira fiyatları özellikle çalışanları zor durumda bırakıyor. Kazandığı para ucu ucuna yeten çalışanlar artan kiralar ve yüksek enflasyon karşısında dayanamıyor. Özellikle tekstil ve perakende sektörlerinde tersine göçün yaratacağı bir işçi krizi söz konusu olabilir.
İstanbul’da Gayrimenkul Fiyatları Ne Durumda?

Türkiye’de haziran ayında %78,62 ile son 24 yılın rekorunu kıran enflasyon, büyük şehirler ve turizm bölgelerinde yüksek talebe bağlı olarak çok daha sert hissediliyor. Bu bölgelerde yaşanan hayat pahalılığı özellikle alt gelir grubunu ve orta sınıfı vurdu diyebiliriz. Konut kiralarında yaşanan artış da vatandaşlarımızı çok zor durumda bırakıyor.
Ortalama kiralar son bir yılda Muğla’da %73 artarak 14.937 TL’ye, Antalya’da %310 artarak 10.397 TL’ye ve İstanbul’da %168 artarak 8.107 TL’ye çıktı. Ortalama kiraların asgari ücretten yüksek olması büyük bir sorun teşkil ediyor. Yüksek kira artışları, bir dönem en cazip bölgeler arasında gösterilen bu büyükşehirlerin bir anlamda mahrumiyet bölgesine dönüşmesine yol açtı. Bu durum tersine göçü hızlandırırken, aynı zamanda çalışmak için büyükşehirlere gelmek isteyenlerin de önünü kesti.
Değerlendirme:
Tersine göç bir anlamda büyük şehirlere gelen kişileri azaltması ve kalabalık şehirlerin azalması bakımından olumlu görülebilir. Eğer ki kırsal alanda yeni istihdamlar yaratılırsa giden kişiler için bu bölgeler de cazip hale getirilebilir. Ancak iş bu kadar basit değil! Burada ekonomik bir sorun olduğu gibi aynı zamanda sosyolojik bir sorun da var. Zira kentlerdeki pahalılık, yalnızca düşük gelir grubunu değil, orta gelir grubunu yani beyaz yaka çalışanları da zorluyor. Bu grubu nitelikli eleman olarak ele alırsak, onların gidişi sektörlerde krize neden olabilir. Bu nedenle acil olarak öncelikle konut sorununun çözülmesi lazım. Çalışanlar için uygun fiyatlık sosyal konutlar yapılabilir. Aynı şekilde onların kiralayabilecekleri evlere öncelik verilebilir. Yoksa iş işten geçmiş olacak ve sektörlerin tümü bu durumdan zarar görecek.