Yeniköy’de yer alan Erbilginler Yalısı 100 milyon euroluk değeriyle Türkiye’nin en pahalı evi olarak kayıtlara geçti. 2015 yılında Katarlı iş adamı Abdulhadi Mana A SH Al-Hajri’ye satılan bu ev, kayıtlarda “Dünyanın En Pahalı Ev Satışları” arasında da yerini aldı bile.
Sarıyer’de, tam boğazda bulunan Erbilginler Yalısı, toplam 6 bin metrekarelik alan üzerine 4 parselde kurulu olarak Köybaşı Caddesi’nin iki yanında yer alıyor. Arazinin içerisinde aynı zamanda 2 adet de köşk bulunuyor. Katarlı iş adamı, yalı ile birlikte bu köşkleri de satın alıyor. Satış bedeli bu kadar büyük olunca ve ülkemizin önemli köşklerinden biri satılınca, haliyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’da bilgilendiriliyor.
Yalının sahibi olan Müfit Erbilgin de doğrusu bu satışla birlikte bir hayli merak konusu oldu. “Barajlar Kralı” olarak bilinen müteahhit Müfit Erbilgin’in 1970’li yıllarda ERG İnşaat olarak kurulan şirketi ülkemizin baraj, havaalanı, termik santral gibi altyapı çalışmaları ile endüstriyel tesislerin inşaat, imalat ve montaj işlerinde faaliyet göstermeye başlamış ve kısa süre içerisinde muazzam gelirler elde etmeyi başarmıştı.
Dünyanın en pahalı 4.evi ünvanını alan Erbilgin Yalısı toplam 64 odaya sahip. Ahşap cephesi oldukça mütevazi gözükmesine rağmen, tüm İstanbul’u gören bir manzaraya sahip. Osmanlı döneminden de izler taşıyan yalı, daha önce Burhanettin Yalısı ve Mısırlılar Yalısı olarak da anılmış. Yalının tapu kayıtları 1785 yılına kadar gidiyor ve tapuda karşımıza saatçi Hacı Panayot ismi çıkıyor. Daha sonraki kayıtlarda, 1887 yılında Hariciye Bakanı Mahmut Münir Paşa’ya, onun vefatından bir süre sonra da Enver Paşa’nın annesi Ayşe Pervin ile Şükriye Ulviye Hanım’ın mülkiyetine geçtiği biliniyor.
1911 yılında 2.Abdulhamid’in bu yalıyı oğlu Burhanettin Efendi için aldığı biliniyor. Cumhuriyet ile birlikte Osmanlı hanedanının elinden çıkan yerler arasında olan yalı, Mısırlı Ahmet İhsan Bey tarafından satın alınıyor. Son olarak yalıyı 1984 yılında Müfit Erbilgin satın alıyor. Boğaz hattında 60 metrelik yatay bir alan kaplayan yalıda 5 yıllık bir restorasyon dönemi geçiyor ve hatta bu restorasyonda harcanan paralar nedeniyle değerine paha biçilemiyor. ‘Art-Nouveau’ etkileri görünen yalının iç kısımlarında ise altın varaklar bulunuyor.
Yalının en ilgi çekici yanı ise 650 metre kare büyüklüğündeki girişte yer alan salon. Bu salon hem boğaza hem de çeşit çeşit ağacın ve kokulu çiçeklerin olduğu bahçeye bakıyor. Yalının cam süslemeleri Paşabahçe tarafından özel olarak imal edilmiş. Yine altın, pirinç ve kristal avizeler, Türk Hamamı, boğaza bakan balkonlar, kayıkhanenin yerine kurulan havuz da yalıyı eşsiz kılıyor.
Yalının yeni isminin ne olacağı, ne olarak anılacağı ise hala merak konusu.