Biliyorsunuz son dönemde herkesin dilindeki ortak problem yüksek kiralık ve satılık konut fiyatları oluyor. İnşaat maliyetlerindeki artışla birlikte, özellikle çimentodaki hızlı fiyat yükselişi müteahhitleri dahi eyleme götürdü. Hal böyle olunca, yeni konut yapmak çok zorlaştı. İstanbul’da şu sıralarda olması gereken 250 binlik stok, satışlarla 100 binin altına geriledi. Tam da bu noktada nurtopu gibi yeni bir krizimiz baş göstermeye başladı: kiralık konut yok! Olsa da fiyatlar ateş pahası. Çoğu bölgede geçen seneye göre fiyatlar 2 katına çıkmış durumda.
Talep Neden Yükseliyor?
Diyeceksiniz ki her ay on binlerce ev satılıyor ama ev bulunamıyor, hala ev yapılması gerekiyor… Maalesef doğru. Ülkemizde her yıl 700-750 bin civarında konut yapılmazsa kısa süre içerisinde ufak çaplı bir krize neden oluyor. 2019 ve 2020’de bu rakamın çok çok altında, 500 bin civarında kaldık.
Pandemi nedeniyle ertelenen talepler de işin içine girdi. Yapılamayan düğünler ve şimdi ona eklenen düğünleri de hesaba katalım. Bir de yüz yüze açılan üniversiteler var. Kentsel dönüşümde evlerinden çıkan ve başka evlere yerleşmek durumunda kalanları da unutmayalım. Kısa bir zaman diliminde ev aramak zorunda olan yüzbinlerce insan düşünün. Ortada ev yok, olsa da yüksek fiyatlı çünkü evini bu ortamda iyi fiyata vermek isteyen ev sahipleri de var. Serbest piyasada fiyatları böyle anlarda kontrol etmek kolay değildir. Kulislerde konuşulan kira fiyatlarına üst sınır getirilsin laflarını çok gerçekçi bulmuyorum. Bu konuda farklı adımlar atılabilir mi? Bekleyip göreceğiz çünkü üzülerek söylemem gerekiyor ki, yakın bir sürede işlerin değişeceğine dair bir sinyal yok! Bu yıl fiyatlar yükselmeyip sabit kalsa şanslı olabiliriz. Sürecin 1-2 sene daha devam edeceği ön görülebilir. Kentsel dönüşüm başarılı devam eder, ev sahipleri yeni yapılan evlerine dönerse, hem çıktıkları evler hem de yapılan binalarındaki + daireler boşa düşeceği için bir rahatlama gelecektir.
Üniversiteliler Ne İstiyor?

Şimdi bu büyük krizin ortasında kalan bir grup var ki, üzücü şekilde direkt olarak hayatlarını da etkiliyor. Maalesef yurt çıkmadığı için özel yurtlara gönderilen ama bu bedeli ödeyemeyen, kiralık evlere ise hiç ulaşamayan yurttaşlarımızın çocukları var. Bu çocukların barınma sorununu çözemediği için kazandığı üniversitelere gidemediğini sıklıkla duyuyoruz. Ya da okuyanlar kayıt dondurmak zorunda kalıyor. Hükümetin bu soruna üniversiteliler özelinde el atmasının oldukça önemli olduğunu görüyoruz. Her şehre üniversite yapmak tamam ama bu üniversitelerde okuyacak çocukların barınma sorunu ve keza sonrasında iş sorununu da çözmesi gerekiyor. Bu konuda biraz matematik yapabiliriz.
Son verilere göre Türkiye’de ön lisans, lisans, yüksek lisans, doktora olmak üzere toplam öğrenci sayısı 7 milyon 940 bin 133 olurken, en çok öğrencinin 3 milyon 361 bin 273 ile Anadolu Üniversitesi’nde olduğu kaydedilmiş. 129 devlet, 74 vakıf, 4 adette vakıf MYO olduğu gözlendi. Lisans yapan öğrenci sayısına ayrıca bakıldığında ise 4 milyon 538 bin 926 olduğu saptanmış.

2021 itibarıyla, resmi rakamlara göre Türkiye’de toplam 769 devlet yurdu bulunuyor. Bu yurtların yatak kapasitesi de 719.567. Yüksek Öğrenim Kurumu’nun (YÖK) istatistikleri, ülkede 2019-2020 öğretim yılında üniversitelerde 7 milyon 940 bin 133 öğrencinin eğitim aldığını ortaya koyuyor.
Kredi Yurtlar Kurumu’nun yatak kapasitesine baktığımızda, kaba bir hesapla lisans öğrencilerin yarısının ailelerinin yanında kaldığını da varsayarsak, 1 milyondan fazla öğrencinin ya ‘ev tutmak’ ya da ‘özel bir yurtta kalmak’ seçeneği arasında kaldığı düşünülebilir. Öğrencileri de 3-4’lü şekilde gruplarsak 250-350 bin yurt odası ya da eve ihtiyaç doğuyor.

Öğrenciler İçin Kiralık Fiyatları Ne Durumda?
Şimdi sizlere İstanbul özelinde bazı bölgelerden ortalama fiyatları da sunmak istiyorum. Rakamları karşılaştırmak adına daha fazla fikir sahibi olabilir. Öğrenciler için tek başına yaşayabilecekleri 1+1’lik evler İstanbul’da lüks sayılabilir. Açıkçası şu an 1+1 tipi daire bulmak da kolay değil. Genelde 2+1’lik evler 3 öğrenci tarafından, 3+1’lik evler ise 4 kişilik öğrenci grupları tarafından tercih ediliyor. Evde kalmanın, yurtlara göre “güvenlik” sorunu dışında; elektrik, internet, su, doğalgaz gibi fazladan fatura masrafları da bulunuyor. Mutfak masraflarının da daha fazla olabileceği göz önünde bulundurulabilir.
Örneğin Beşiktaş’ta 2+1 daire fiyatları 3-4 bin lira arası. Geçen yıl bu fiyatlar 2-3 bin lira aralığındaydı. 2019 yılında 1.800-2.500 TL arasında bulunabiliyordu.
Kadıköy’de ise tablo 1+1 daire için: 2 bin liradan başlıyor, 19 bin liraya kadar çıkıyor. Yine 1+1 daire yok denecek kadar az. Var olanlar çoktan tutulmuş durumda. 2+1 daire için: 2.500’den başlıyor, 17 bin liraya kadar çıkıyor. 3+1 daireler 4 bin liradan başlıyor, 45 bin liraya çıkabiliyor.
Avcılar civarına bakarsak, 1+1 daire 1.500’den başlıyor, 8 bin liraya kadar çıkıyor. 2+1 daire 2 bin liradan başlıyor, 10 bin liraya kadar çıkıyor. 3+1 daire ise 3 binden 13 bine kadar çıkıyor
Öğrenciler İçin Yurt Fiyatları Ne Durumda?
İstanbul Üniversitesi’nde okuyacak bir öğrenci için fiyatlar, yurdun sağladığı imkanlara göre değişiyor. Üniversitenin Beyazıt yerleşkesinde okuyacak bir öğrencinin bir öğrenim yılı boyunca ödeyeceği ücret ortalama 6.500 TL’den başlarken bu rakam 50 bin liraya kadar dayanabiliyor. Yurtlar arasında en dikkat çekici noktaysa tek kişilik odaların çoktan dolmuş olması.
İstanbul Üniversitesi Vezneciler Yerleşkesi’nin bulunduğu Aksaray’da bulunan bir öğrenci yurdu 6.500 TL ile 10.000 TL değişiyor.
Beşiktaş’ta ise bu rakamlar yüksek seyrediyor. Her şeyin dahil olduğu kız öğrenci yurtlarında tek kişilik bir odada kalmak için öğrencinin cebinden yıllık 45 bin lira çıkıyor. Altı kişilik bir odada kalmak için ise bir kişi 25-30 bin lira kadar fiyat ödüyor. Erkek öğrenci yurtlarında fiyatlar biraz daha düşük.
Kadıköy’de bir kız öğrencinin barınma ücreti 50 bin liraya çıkıyor. Altı kişilik oda için istenen fiyat 15-25 bin liradan başlarken tek kişilik oda için istenen bu rakamın iki katını geçmiş durumda.
Barınamıyoruz Hareketi

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen ve hızla onbinlerce takipçi kazanan bu hareket ünivesitelilerin sesi olmaya ve duyurmaya çalışıyoruz. Parklarda uyumak zorunda kalan ve bir anlamda nöbet tutan bu hareketin açıklamalarına bakalım:
“Biz iki yılın ardından kampüslerimize geri dönen üniversite öğrencileriyiz. KYK yurtlarının kapasite yetersizliği, özel yurtların fahiş ücretleri ikilemi arasında yurtsuz, yüz yüze eğitim kararının açıklanmasının ardından, Türkiye genelinde %70 ile %290 arasında değişen kira artışları nedeniyle evsiz kaldık. Bize, ‘Toplanın 5 bin TL’ye ev tutun’ şeklinde, 650 TL’lik KYK kredi bursu ile en az 8 kişi ev tutmamızı öngören dahiyane tavsiyeler, kiralamak üzerine gayrimenkul üretecek şirketlere ve vergi muafiyeti gibi yine biz öğrencilere değil patronlara yönelen maddi destekler dışında tek bir çözüm önerisi sunulmuyor. Oysa patronlara teşvik, şirketlere vergi affı yerine burs miktarlarının ve yurt kapasitelerinin artırılması, kira fiyatlarının denetlenmesi ve öğrenci evlerine maddi destek sağlanması ile bu sorunun büyük oranda çözüleceğini biliyoruz.”
Yukarıdaki sözün bu yazının sonuç kısmı olmaması için hiçbir sebep yok. Çözüm dışarıda değil yine içimizde. Fiyatları değiştirmek mümkün değilse imkanları değiştirebiliriz ve öğrencilere bir fırsat yaratabiliriz. Barınamadığı için okuyamayan bir gencin haberinin kabul edilebilir bir yanı bulunmuyor!